Labirentin Gölgesinde / Yahya Karakurt (Röportaj)

Kitap Yurdu’ndan almak için tıklayınız…

D&R ‘dan almak için tıklayınız...

İdefix’ten almak için tıklayınız...

Diğer sitelerden almak için tıklayınız...

Eğitimci - Yazar Yahya Karakurt’un ilk romanı kitapçılarda ki yerini alırken, ilk dikkatimizi çeken kapağı oluyor. Kitabın adı ‘Labirentin Gölgesinde’ ve kapağında ise anahtarlar ve kaçışan gençler görseli ilgi çekiyor.

Okuru birçok farklı duygu seline sürükleyen Labirentin Gölgesinde kendinizden birçok parçayı da bulacaksınız. Kitap sayfaları arasında gezerken, kendinizi olayların içinde bulacak,  heyecanlı bir yolculuğa çıkacaksınız.  

Yahya Karakurt’un büyük beğeni toplayan fantastik romanına başarılar diliyoruz. “Eğitim Her Yerde” kitabından sonra yeni çıkan kitabı üzerine keyifli bir sohbet etme imkânımız oldu. Yazarımıza yayın hayatında başarılar diliyoruz.

Sayın Karakurt, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1978 yılında Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahsilini Sarıkamış'ta tamamladım. 1998 yılında Gazi Üniversitesi, Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi’nden mezun oldum. Çeşitli okullarda öğretmen olarak çalıştım ve yöneticilik yaptım.  Ulusal ve yerel ölçekte birçok gazete, dergi ve haber sitelerinde eğitim, kişisel gelişim, teknoloji ve güncel konular üzerine düzenli olarak yazılarım yayınlanmaktadır.

Gazete köşelerinde makaleler kaleme alarak yazarlık serüvenine başladım.

Amatör olarak genç yaşta yazmaya başladım. Kendime ait “Gelişen Beyin”  ve  “Eğitime Dair” sitelerinde zamanla makaleler yazmaya başladım. Makalelerinde olumlu dönütler alınca, daha sonra yerel yayın yapan  “Beylikdüzü Haber” gazetesinde köşe yazarlığına başladım.  Devamında ulusal yayın yapan  “Önce Vatan” ve “Yeni Çağrı” gazetelerinde makalelerimi yayınlanmaya devam ettim.   Mesleki deneyimlerimi yazıya aktarıp  “Eğitim Her Yerde” isimli kitabımla yazarlık hayatıma başladım.

Bir gün roman yazacağını biliyor muydun? 

Aslında insan tam olarak gelecekte ne yapacağını kestiremiyor. İçinde yaşadığın şartlar ve geçmişte yaptığın her şey gelecekte mutlaka karşına bir şekilde çıkıyor.  Edward Lorenz tarafında ortaya atılan “Kelebek Etkisi” teorisinin aslında ne kadar gerçekçi olduğunu gözlemledin.  İçinizde bir şeyler yazma isteğiniz varsa bu sürekli sizi yazmaya teşvik eder. Geçmiş birikintiler, yaşanılanlar, gelecek ve hayalgücü bir araya geldiğinde yazman gerekenler kendiliğinde şekilleniyor. Hayalgücüm sürekli bana ilham verdi. Yazmaya olan ilgim tam olarak ne zaman olduğunu hatırlamasam da çok eskiye dayanıyor.

Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler insanı çoğu zaman yönlendirir.  Bazen bizi alıp hayal dünyasına sürükler ufkumuzu açar. 

Bir şekilde sizi farklı yerlere götüren kitaplar sonrasında bende uyandırdığı güzel duygulardan dolayı kendimde o tarz düşünerek yazmaya başladım.

 

Kitabın konusu hakkında bahseder misin? İlhamın neydi, karakterler ve hikâye nasıl gelişti?

Romanım Almanya ve Türkiye’de arasında geçmektedir. Gizemli şifreler onlara bir rota çiziyor. Arkasında giden dört kişi, labirentten geçerek “yeni dünya”ya doğru sihirli bir yolculuğa çıkıyorlar.

Roman yazmaya başlamadan önce kısa hikâyeler yazıyordum. Aile bireylerimizin olduğu bir sitede sürekli yazılar yazıyorduk. Arkası yarın tarzında yazılarımızı yazarken aile büyüklerimizden tecrübeli ağabeylerimizin önerlileri doğrultusunda sürekli kendimizi geliştiriyorduk.  Olumlu geri dönüşler aldıkça daha fazla yazmaya karar verdim.  Yazdıkça daha çok yazmaya başladım. Sonra köşe yazarlığına başladım. Devamında gazetelerde yazdım. Süreç sürekli bir domino taşı gibi ilerlemeye devam etti.  

İlham kaynağım her zaman hayalgücüm oldu. Geçmişte yaşadıklarımı hayalgücümle yeniden kurgulayarak macera dolu hikâyeler yazmaya başladım. Bazen bir planlama doğrultusunda yazmaya devam ettim. Bazen de kendiliğinde olaylar gelişti.  Karakterlerim hayal ürünü olup isimleri genelde çevremdeki kişilerden ilham aldım.

Kitap yazmak nasıl bir şey? Yazma süreciniz hakkında neler söylersiniz?

Kitap yazma uzun, heyecanlı ve eğlenceli bir süreçten geçmektedir. Bilgisayarda oturup kahramanları, mekânları, kurguyu gözünden canlandırıp harfler ahenkle klavyeye vurmaktan geçiyor. Kurguyu oturdukça kendini olayların akışına bırakınca kendiliğinden devamı geliyor.  Yazmaya devam edince düşünüldüğünde ve üzerine yoğunlaştığında daha çok zihninde canlandırıyorsun. Canlandırdıklarını yazmaya başlayınca gördüğün her şeyi daha ayrıntılı yazmaya başlıyorsun.

Bazen konuya o kadar yoğunlaşırsın, kimi zaman yürüyüş yaptığın parkta bazen de rüyalarında gördüklerini heyecanla kayıt altına almaya çalışırsın. Yazdığın süreç boyunca karakterlerle arkadaş olursun. Ne kadar bütünleşirsen o kadar güzel bir iş ortaya çıkarırsın.  

Kendinizi sürekli geliştirmek için okumak zorundasınız. Okumazsanız zamanla bırakırsanız yavaş yavaş yazma yetinizi kaybetmeye başlarsınız. Zaten bakış açınız değiştikçe, kitap okurken daha çok, diğer yazarlar hikâyeleri nasıl anlatmış, karakterleri nasıl geliştirmiş, dünyaları nasıl şekillendirmiş ve bunları yaparken nasıl anlatmış diye irdeliyorsunuz.

 

Her şey tamamlanınca kitabını eline aldığında neler hissettin?

Kitabı yayınevine gönderdikten sonra heyecanlı bir bekleyişe giriyorsun. Kitabı eline aldıktan sonra yaptığın bütün çalışmalarının neticesini almak insana inanılmaz heyecan ve mutluluk veriyor. İlk kitabımda olduğu gibi bunda da unutulmayacak anların içine girmesi için kitabımla bir poz verdim. Daha önce bana ait olan duygular, düşünceler kitaplaşınca tüm okurlarımın oldu. Aylarca her köşesiyle uğraştığım kitap artık bütün dünyaya açılıyor. O yüzden içinizde tatlı bir ürperti oluşuyor. Çünkü çok değer verdiğiniz bir parçanız bütün dünyaya açıldığında nasıl bir geri bildirim geleceğini de kestiremiyorsunuz.

 

Okurlarınızın tepkisi nasıldı?

Okurlarımın tepkisi beni ziyadesiyle çok memnun etti. Kitabı kısa sürede bitiren okurlarım oldu. Çok akıcı ve sürükleyici olduğunu söylediler. Fantastik maceranın ikinci kitabı beklemeye koyulduklarını dile getirdiler.  Bu durum beni çok etkiledi. Daha iyisini yazmak için daha çok çalışmaya sevk etti.

 

Okurlarınıza önerilerin var mı?

Yaptığınız ve yapacağınız ne varsa her zaman daha iyisini yapmaya çalışın. Günlerinizi dolu dolu verimli geçirin. Çok çalışın, zeki olmanız bir şey değiştirmez. Önemli olan çalışkan olmanızdır.

Benim içinse yazmak günü verimli geçirdiğim anlamına geldiği için kendimi daha huzurlu hissetmemi sağlıyor. Normal rutin işlerin yanında kendinizi iyi hissettiğiniz uğraş alanlarınız olsun ki güzel anlarınız olsun.

Ufukta yeni projeleriniz var mı?

Kaliteden ödün vermeden elimden geldiğince en iyi şekilde yeni kitaplar çıkartmayı planlıyorum.  Bu aşamada daha çok kitap okumayı daha çok araştırma ve yazmayı düşünüyorum.

Şu an üzerinde şekillendirmeye uğraştığım “Şifreniz İzinde” serisinin ikincisini yazmaya devam ediyorum.  Bir de “Eğitim Her Yerde” kitabının ikincisi  “ Eğitim İçimizde” kitabına son noktayı koymak üzereyim.

Kitaplarımın dışında  www.gelisenbeyin.net  sitemi sürekli güncelliyorum. Ayrıca gazetelerde köşe yazarlığım devam etmekteyim.

Son olarak okurlarınıza aktarmak istediğiniz bir şeyler var mı?

Kitaplarım beni çok heyecanlandırıyor. Bu heyecanım umarım okurlarıma da geçer.  Serinin ikici kitabını umutla beklemelerini diliyorum. Tüm okurlarıma başarı dolu bir ömür temennisiyle…  Değişimi beklemeyip, harekete geçecekleri gelişim dolu günler diliyorum.

Labirentin Gölgesinde Gazetelerde/  Labirentin Gölgesinde Tanıtım Görselleri

"Eğitim Her Yerde" Röportaj / Gazetelerde Eğitim Her Yerde / Eğitim Her Yerde Söyleşi ve İmza Günü

 

İzin alınmadan kopyalanamaz ve kullanılamaz. Her hakkı saklıdır.© Design, By Karakurt